Doç. Dr. İstemihan TENGİZ

Kalp-Damar Hastalığı Risk Faktörleri ve Korunma Tedbirleri
Bugüne dek yapılan epidemiyolojik ve klinik çalışmalarda kalp-damar hastalığına yol açan çok sayıda risk faktörü tanımlanmıştır. Koruyucu hekimlik açsından kalp-damar hastalığı risk faktörleri “değiştirilemez” ve “değiştirilebilir” olarak iki grup altında ele alınabilir. 
Değiştirilemez Risk Faktörleri
Aile, yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik faktörler
Ailede özellikle erken yaşta (birinci derece erkek akrabalardan birinin 55 yaşından önce ya da birinci derece kadın akrabalardan birinin 65 yaşından önce) kalp-damar hastalığı öyküsü bulunması kalp-damar hastalıklarının güçlü bağımsız risk faktörlerindendir. Aile öyküsü olan kişilerde kalp-damar hastalığı   riski 12 kat artar. Kalp-damar hastalıkları yaşla birlikte doğrusal olarak artar ve 70 yaşına dek erkeklerde daha sık görülür. Bu yaştan sonra her iki cinsiyette eşit görülür. Cinsiyet farkının nedeni hormonsal farklılıklarla ilgili olabilir. Östrojenler, plazma kolesterol profili üzerine olumlu etkiye sahiptir. Düşük eğitim ve ekonomik düzey gibi sosyal faktörler de artmış kardiyak risk ile ilişkilidir.
Değiştirilebilir Risk Faktörleri
Pozitif aile öyküsü bulunan ve yaşam tarzları kötü olan kişilerde özellikle önemlidirler. Çok yönlü risk faktör modifikasyonunun kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarını azalttığına dair çok sayıda çalışma vardır. Örneğin diyet, yaşam tarzı modifikasyonu, egzersiz ve ilaç tedavisi ile kardiyak olaylarda %50' ye varan azalma sağlanmıştır. Çoğu kişide birden fazla risk faktörü olduğundan, genelde amaçlanan kişinin global riskini hesaplayıp buna yönelik girişimde bulunmaktır. 
Fiziksel aktivite azlığı
Düzenli egzersizin hem kalp-damar sistemine hem de kardiyak risk faktörlerinden kan basıncı, lipit profili, glikoz metabolizması, obezite ve pıhtılaşmaya eğilim üzerinde olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir. Düzenli ve doğru egzersiz yapılması koroner damar hastalığına bağlı ölüm riskini %20-25 azaltabilmektedir. Kalp-damar hastalığı riskini azaltmak amacı ile önerilen egzersiz, haftanın en az 5 günü olmak şartıyla, günlük 45-60 dk süreli ve aerobik özellikte olmalıdır. Sık sorulan bir soru da egzersiz esnasındaki hedef kalp hızı (nabız) değeridir. Öncelikle egzersiz esnasındaki maksimal kalp hızımızı hesaplamamız gerekiyor.
Maksimal kalp hızı=220-yaş
Egzersiz esnasındaki hedef kalp hızımız maksimal kalp hızımızın %70-90 arasında olmalıdır.
Diyet ve kolesterol yüksekliği
Günümüzde beslenme şeklinin kalp-damar hastalığı üzerine önemli etkilerinin olduğu kesin olarak bilinmektedir. Yüksek kolesterol düzeyleri kalp-damar hastalığının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. LDL kolesterol seviyesi kalp-damar hastalıkları ile doğrudan ilişkili olsa da yüksek LDL kolesterol, yüksek Trigliserid ve düşük HDL kolesterol hastayı en yüksek lipid risk sınıfına sokmaktadır. Agresif yağ kısıtlaması ile kap-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarında %30-50 azalma sağlanabilmektedir. Kalp-damar hastalıkları üzerine olumlu etki yapan diyet doymuş yağdan fakir; lif, antioksidan, tekli doymamış yağ ve balıktan zengin olandır. Diyetin tek etkisi kan yağları üzerine değildir; kan basıncı, obezite, diabetes mellitus ve pıhtılaşma sistemi üzerine de olumlu etkileri saptanmıştır. Toplam yağ tüketimi diyetin %30'unu geçmemeli, doymuş yağ %5-10 ile sınırlandırılmalı, çoklu doymamış yağ tüketimi %10, tekli doymamış yağ tüketimi ise %10-15 civarında olmalıdır. Diyet taze sebze, meyve, lif ve balıktan zengin olmalıdır. Trigliserid yüksekse alkol kesilmeli, değilse de kısıtlanmalıdır. Mutlaka tuz tüketimi kısıtlanmalıdır. Diyet ile kontrol altına alınamayan kan yağları yüksekliği için ilaç tedavisi gerekli olabilir.
Obezite
Yağın karın bölgesinde toplanması ile karakterize yağ birikimi (abdominal obezite, santral obezite) koroner arter hastalığı riski açısından çok daha önemlidir. Beden kitle indeksi (BKİ=kilo/metre olarak tanımlanan boyun karesi) ve bel çevresi ile kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riski arasında doğrusal bir ilişki vardır. Beden kitle indeksinin 25 kg/m2 altında olması normal kabul edilir; 25-30 kg/m2 arası kilo fazlalığı; 30 kg/m2 üzeri ise obezite kabul edilir. Bel/Kalça oranı erkeklerde 0.9, kadınlarda 0.8’ in altında olmalıdır. Bel çevresi ise erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’ nin altında olmalıdır. 
Sigara
Sigara içilmesi kalp-damar hastalıkları için bağımsız risk faktörüdür. Sigaranın bırakılması kalp-damar hastalığı riskini anlamlı olarak düşürür. Sigara, damar iç yüzeyinde kolesterol birikimini ve yağ-kireç birikimini kolaylaştırmaktadır. Sigara kan fibrinojen konsantrasyonunu yükselterek, pıhtı hücrelerinin tepkilerini artırarak ve kan akışkanlığını bozmaktadır. Damar elastikiyetine olumsuz etkileri olup HDL kolesterolünü azaltır ve LDL kolesterolün damar duvarındaki zararlı etkisini kolaylaştırır. Sigaranın bırakılması ile kalp-damar hastalığı riski, yaşlı hastalarda bile hızla düşmeye başlar. Bir yılın sonunda %50 kadar azalan risk, 10 yıl kadar bir süre geçmesiyle koroner olay açısından giderek kaybolur.  
Diyabet
Diyabet, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, obezite ile kalp-damar hastalıkları arasında sıkı bir ilişki vardır. Diyabet damar duvarının esnekliğini bozmakta, hücre birikimine ve artışına neden olmakta, pıhtılaşmayı artırmakta ve damar iç yüzeyindeki hücre hasarını kolaylaştırmaktadır. İyi kontrol altında olmayan diyabette tipik olarak Trigliserid yüksekliği ile beraber HDL kolesterol düşüklüğü bulunur. Trigliserid yüksekliği LDL metabolizmasını etkileyerek daha küçük ve yoğun LDL kolesterol moleküllerinin oluşmasına yol açar ki LDL kolesterolün bu formu en fazla aterojeniktir. Açlık kan şekeri 120 mg/dl ve HbA1c %7'nin altında ise diyabetin iyi kontrol edildiği söylenebilir.
Hipertansiyon
Hipertansiyon, kalp damar hastalığına birkaç mekanizma üzerinden katkıda bulunur. Damar iç yüzeyi bozukluğu hipertansiyonun erken evrelerinden itibaren ortaya çıkar. Damar iç yüzeyindeki genişlemeyi azaltmakta, hücrelere yağ birikimini kolaylaştırmakta, akışkanlığı bozmakta, kireçlenmeyi artırmakta, istenmeyen hücre ve pıhtı birikimini kolaylaştırmaktadır. Hipertansiyon sıklıkla fiziksel inaktivite, obezite, alkol kullanımı, kolesterol yüksekliği, diyabet ve sigara kullanımı gibi diğer risk faktörleri ile birlikte bulunur. Bu yüzden hipertansif bir hastada diğer risk faktörlerinin de ele alındığı global kardiyovasküler risk değerlendirmesi mutlaka yapılmalıdır. Hastaların bu risk sınıflamasına göre de tedavileri yönlendirilmelidir. Genel popülasyonda 140/90 mmHg, diyabet ve kalp-damar hastalığı olanlarda 130/80 mmHg’ dan daha düşük kan basıncı değerlerinin sağlanması ve korunması gerekir.